Hafızanın Tozlu Raflarından: Bir Kitap Cümlesi, Bir Film Karesi Hayatına Nasıl Sızar?

İstanbul’un o eski taş sokaklarında yürürken, bazen bir pasajın kuytusundan sızan eski kitap kokusu gibi, aniden zihnime bir cümle düşer. Yıllar önce usulca karıştığım, sararmış sayfaların arasında unutulmuş bir hazine gibi duran bir kitaptan… O cümle, sadece harflerden ibaret değildir; bir anahtar gibi, ruhumun kilitli odalarına sızar. Belki bir aşkı fısıldar, belki bir hüzünle yoğrulmuş bir teselliyi, belki de hayatın o karmaşık döngüsüne dair ansızın gelen bir idraki…
Zamanın Ötesinden Gelen Fısıltılar: Kitap Cümleleri
Bir kitap cümlesinin gücü, sadece o anı değil, ondan sonraki nice anları da şekillendirmesindedir. Bir sabah kahvesi yudumlarken pencereden baktığınızda, bir anda o cümlenin yankısı beliriverir zihninizde. Ya da telaşlı bir günün sonunda, yatağa uzandığınızda, günün karmaşasına bir mana katmak için o büyülü kelimeler sığınır dudaklarınıza. Onlar, zamanla sizin bir parçanız olur; kendi düşüncelerinizle, kendi hislerinizle öyle bir harmanlanır ki, artık kime ait olduğunu ayırt etmek zorlaşır. Bir nehrin yatağını yavaşça değiştirmesi gibi, o cümleler de iç dünyanızın akışını değiştirir, ona yeni kıvrımlar, yeni derinlikler katar.
Perdenin Büyüsü: Bir Film Karesinin Gölgesi
Tıpkı bunun gibi, loş bir sinema salonunun büyülü karanlığında, perdeden süzülen tek bir kare de aynı güce sahiptir. Bir anlık bakış, bir şehrin silueti, ışığın bir objeye düşüşü… O kare, sadece bir görüntü değil, bir duygunun, bir özlemin, belki de hiç yaşamadığımız bir anın ta kendisi olur. Hafızamızın diplerine, kendi anılarımızın arasına sessizce sızar, onlarla harmanlanır.
Bir yağmurlu günde camdan dışarı bakarken, o film karesindeki melankolik havayı kendi ruhunuzda hissedersiniz. Bir vedalaşma anında, o karedeki hüzünlü el sallayışı kendi vedanıza giydirirsiniz. Bu sızış, öyle bilinçli, öyle planlı bir şey değildir. Bir kelebeğin kanat çırpışı gibi nazikçe, ama derinden işler içimize.
Sanatın Ruhumuza Dokunuşu
Bu eşsiz sızışlar, hayatımıza paha biçilmez bir zenginlik katar. Onlar sadece estetik birer obje olmaktan çıkar, bizimle birlikte yaşayan, bize eşlik eden, bazen zor zamanlarda bir sığınağa dönüşen, bazen de en sıradan anlara bile şiir katan dostlarımız olurlar.
- Bir kitap cümlesi, içsel bir rehbere dönüşür.
- Bir film karesi, dünyayı görme biçimimizi renklendirir.
- Onlar, yalnızlık anlarımızda sessiz birer yoldaş, neşeli anlarımızda ise kutlamanın bir parçasıdır.
Ve ben, bu şehrin kadim ruhunu taşıyan sokaklarında yürürken, zihnimin o tozlu raflarından sızan her bir cümle, her bir kare ile daha da zenginleştiğimi hissederim. Onlar, hayatı daha derinden duymamı, daha incelikli bakmamı sağlayan paha biçilmez hazinelerdir. Ne güzel ki, sanat bu denli içimize işleyebiliyor, hayatın her köşesinde bize fısıldamaya devam ediyor.
