Dövme Günah Mıdır

13.02.2026
5
Dövme Günah Mıdır

Yüce Allah’ın insanı en güzel surette yaratması ve ona bahşettiği bedenin bir emanet olduğu inancı, İslam düşüncesinde merkezi bir yer tutar. Bu kutsal emaneti korumak, temiz tutmak ve fıtratına uygun bir şekilde muhafaza etmek, müminler için önemli bir sorumluluktur. Vücudun doğal yapısını değiştirmeye yönelik eylemler, bu emanet bilinci çerçevesinde değerlendirilmektedir.

Kutsal kitabımız Kur’an-ı Kerim’de, şeytanın insanları saptırmak için yaptığı vaatler arasında, Allah’ın yarattığını değiştirmeye yönelik telkinleri de bulunmaktadır. Nisa Suresi 119. ayette bu durum şöyle ifade edilmektedir: “Onları mutlaka saptıracağım, muhakkak boş kuruntulara sokacağım ve kesinlikle onlara emredeceğim de hayvanların kulaklarını yaracaklar; yine onlara emredeceğim de Allah’ın yaratışını değiştirecekler.” Bu ayet, Allah’ın yarattığı fıtratı ve doğal düzeni bozmaya yönelik her türlü müdahaleye karşı bir uyarı olarak kabul edilir ve ilahiyatçılar tarafından çeşitli bedenî değişiklikler bağlamında ele alınır.

Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in hadis-i şerifleri de vücut üzerinde yapılan bazı değişikliklere dair net hükümler içermektedir. Abdullah bin Mes’ud (r.a.)’dan rivayet edildiğine göre, Resûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: “Dövme yapan ve yaptıranlara, kaşlarını yolan ve yolduranlara, güzellik için dişlerini seyrekleştiren, Allah’ın yaratışını değiştiren kadınlara Allah lanet etsin.” Bu hadis, dövme uygulamasını doğrudan yasaklayan ve yapan ile yaptıranı kınayan açık bir ifade taşımaktadır. Hadis külliyatında bu konuyla ilgili başka rivayetler de bulunmaktadır:

* Sahih-i Buhârî ve Sahih-i Müslim’de yer alan bu hadis, dövmenin yanı sıra fıtratı değiştirmeye yönelik benzer eylemleri de kapsamaktadır.
* Bu rivayetlerde, Allah’ın yarattığı doğal güzelliği bozarak yapay bir güzellik arayışına girmenin tasvip edilmediği vurgulanmaktadır.
* Peygamberimiz (s.a.v.)’in bu tür fiilleri işleyenlere lanet etmesi, İslam dininde bu uygulamaların ne denli ciddi kabul edildiğini göstermektedir.

Bu ayet ve hadisler ışığında, İslam âlimlerinin büyük çoğunluğu, vücuda kalıcı olarak şekil veren dövmenin dinen caiz olmadığı yönünde görüş bildirmişlerdir. Bu hüküm, dövmenin deri altına iğnelerle pigment enjekte edilerek yapılan kalıcı bir değişiklik olması, dolayısıyla Allah’ın yarattığı fıtratı değiştirmeye yönelik bir eylem olarak görülmesi esasına dayanmaktadır.

Bu hüküm, dövmenin deri altına iğnelerle pigment enjekte edilerek yapılan kalıcı bir değişiklik olması, dolayısıyla Allah’ın yarattığı fıtratı değiştirmeye yönelik bir eylem olarak görülmesi esasına dayanmaktadır.

Bu temel prensip, dövmenin İslam dinindeki konumunu net bir şekilde ortaya koysa da, konuya dair çeşitli soruları ve yanlış anlamaları da beraberinde getirmektedir. Özellikle geçici uygulamaların mahiyeti, geçmişte yapılmış dövmelerin akıbeti ve fıtratın korunmasındaki manevi derinlik gibi hususlar, Müslümanların zihinlerinde sıklıkla yer bulmaktadır. Bu bağlamda, İslam’ın genel ahlak ve niyet prensipleri ışığında, bu sorulara açıklık getirmek ve konuyu daha geniş bir perspektiften ele almak önem arz etmektedir.

Geçici Uygulamalar ve Dövme Arasındaki Fark

İslam âlimlerinin dövme konusundaki menfi görüşleri, esasen vücutta kalıcı bir değişiklik meydana getiren uygulamalara yöneliktir. Bu noktada, kına, geçici dövmeler (stickerlar) veya cilt üzerine uygulanan ve zamanla kendiliğinden kaybolan boyalar gibi uygulamaların, kalıcı dövme hükmünde değerlendirilmediğini belirtmek gerekir. Kına, derinin üst tabakasına nüfuz etmeyen, rengini bir süre sonra kaybeden doğal bir boyadır ve İslam kültüründe süslenme aracı olarak yaygın bir şekilde kullanılmıştır. Benzer şekilde, geçici dövmeler de derinin altına işlemeyen, yüzeysel ve kolayca çıkarılabilen uygulamalardır. Bu tür uygulamalar, Allah’ın yarattığı fıtratı kalıcı olarak değiştirmeye yönelik bir müdahale olarak görülmezler. Dolayısıyla, bu geçici süslenme biçimleri, kalıcı dövmenin dinen caiz olmadığı hükmünün kapsamı dışında tutulmaktadır.

Mevcut Dövmeler İçin Pişmanlık ve Tevbe

Hayatın farklı evrelerinde, bilgi eksikliği veya farklı yaşam tarzları sebebiyle dövme yaptırmış kişiler için İslam dini, rahmet ve bağışlama kapısını her zaman açık tutar. Eğer bir Müslüman, geçmişte yaptırdığı dövmeden dolayı pişmanlık duyar ve samimi bir tevbe ile Allah’a yönelirse, bu pişmanlığı ve tevbesi Allah katında makbuldür. İslam, samimi pişmanlığı ve yönelişi günahların affı için bir anahtar olarak görür. Mevcut dövmelerin dinen caiz olmaması, kişinin namazına, orucuna veya diğer ibadetlerine engel teşkil etmez. Abdest ve gusül, dövmeli derinin üzerinden geçerli bir şekilde alınır; zira dövme, suyun deriye ulaşmasına engel değildir. Eğer dövmeyi sildirmek, kişiye büyük bir maddi külfet, sağlık riski veya dayanılmaz bir acı verecekse, bu zorunlu değildir. Önemli olan, kalpteki pişmanlık, bir daha böyle bir fiili işlememe niyeti ve Allah’a olan samimi yöneliştir. Allah, kullarının zor durumda kalmasını istemez ve tevbe edenleri sever.

Fıtratın Korunmasında Yatan Manevi Hikmet

Allah’ın yarattığı fıtratı değiştirmeye yönelik eylemlerin men edilmesi, sadece şekilsel bir yasaklamanın ötesinde derin manevi hikmetler barındırır. Bu yasak, insanın kendi varlığını, bedenini ve ruhunu Allah’ın bir emaneti olarak görmesi gerektiği anlayışına dayanır. Her bir insan, Allah’ın eşsiz sanatının bir tecellisidir ve O’nun yarattığı suret en güzeldir. Dövme gibi kalıcı değişiklikler, bu ilahi sanata bir müdahale, fıtri güzelliğe bir itiraz niteliği taşıyabilir. Bu durum, aynı zamanda kişinin kendi bedeni üzerindeki sınırsız tasarruf hakkı olduğu yanılgısından kurtularak, yaratıcısına karşı tevazu ve şükran duygusuyla hareket etmesinin önemini vurgular. Bedenimiz, bize emanet edilen bir mülk değil, bir emanettir; onu korumak, temiz tutmak ve fıtratına uygun davranmak, bu emanete riayetin bir göstergesidir.

Vücut Estetiği ve İslam’ın Çizdiği Sınırlar

İslam, güzelliği ve estetiği önemseyen bir dindir. Müslümanların temiz, bakımlı ve güzel görünmelerini teşvik eder. Ancak bu güzellik anlayışı, belirli sınırlar ve prensipler çerçevesinde şekillenir. Güzellik, Allah’ın yarattığı fıtrata uygun olmalı, haram kılınan fiilleri içermemeli ve aşırılıktan uzak durmalıdır. Dövme gibi uygulamalar, bu sınırları aşan, fıtratı değiştirmeye yönelik fiiller olarak kabul edilir. İslam’daki estetik anlayışı, dış görünüşün ötesinde iç güzelliği, ahlaki olgunluğu ve kalbin temizliğini ön planda tutar. Vücudun bir süs aracı olmaktan ziyade, ibadet ve takva yolunda bir vasıta olarak görülmesi, İslam’ın estetik anlayışının temelini oluşturur. Bu, insanı fani süslerden arındırıp, bakiliği hedefleyen bir maneviyat yolculuğuna davettir.

Niyetin Kalpteki Yeri ve Temizliğin Önemi

İslam’da her amelin temelinde niyet yatar. “Ameller niyetlere göredir” hadisi şerifi, bu gerçeği en veciz şekilde ifade eder. Dövme gibi dışsal bir fiilin hükmü ne olursa olsun, bir bireyin manevi değeri ve Allah katındaki konumu, kalbindeki niyetin samimiyetiyle ölçülür. Bir kişi dövme yaptırmış olsa dahi, eğer kalbi Allah’a bağlı, niyeti halis, ibadetlerinde samimi ve ahlakında güzellik arayışındaysa, bu onun imanının gücünü gösterir. İslam, şekilden ziyade öze, dış görünüşten ziyade kalbin temizliğine ve Allah’a olan teslimiyete odaklanır. Önemli olan, Allah’ın rızasını kazanmak, O’nun emirlerine mümkün mertebe uymak ve yasaklarından kaçınmaktır. Eğer bir hata yapılmışsa, samimi bir tevbe ile Allah’a yönelmek ve gelecekte daha dikkatli olmak esastır. Zira Allah, kalpleri ve niyetleri bilendir; O’nun rahmeti, samimiyetle tevbe edenleri kuşatır.

YAZAR BİLGİSİ
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.