Zekat Nasıl Hesaplanır Ve Kimlere Verilir

25.02.2026
6
Zekat Nasıl Hesaplanır Ve Kimlere Verilir

Müslümanlar için büyük bir öneme sahip olan zekat, İslam’ın beş temel şartından biridir ve Yüce Allah’ın kullarına emrettiği mübarek bir ibadettir. Bu ibadet, malı arındırmanın, toplumsal dayanışmayı güçlendirmenin ve servetin belli bir kesimde yığılmasını engellemenin önemli bir aracıdır. Kur’an-ı Kerim’de birçok ayette namazla birlikte zikredilmesi, onun dindeki konumunun yüceliğini açıkça göstermektedir. Nitekim Tevbe Suresi’nin 103. ayetinde şöyle buyrulmaktadır: “Onların mallarından zekât al ki, bununla onları temizlemiş, arındırmış olasın…” Bu ayet, zekatın hem malı hem de mal sahibini günahlardan ve cimrilikten arındıran manevi bir temizlik olduğunu vurgular.

Malın bereketini artıran ve sahibine manevi huzur veren bu yükümlülük, aynı zamanda fakir ve ihtiyaç sahiplerinin gözetildiği, sosyal adaletin tesis edildiği bir düzeni hedefler. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) de hadis-i şeriflerinde zekatın ehemmiyetini defalarca dile getirmiş, onun müminler için bir imtihan ve Allah’a şükrün bir göstergesi olduğunu belirtmiştir. Bu sebeple, zekat vermek sadece bir borç ödeme değil, aynı zamanda Allah’a teslimiyetin ve kardeşlik bilincinin bir tezahürüdür.

Zekat İçin Nisap Ve Havl Şartı

Bir malın zekata tabi olabilmesi için belirli şartları taşıması gerekmektedir. Bu şartlardan ilki “nisap” miktarına ulaşmış olmasıdır. Nisap, İslam hukukunda zekatın farz olması için belirlenmiş asgari zenginlik ölçüsüdür. Bu ölçü, kişinin temel ihtiyaçları ve borçları dışında kalan, artıcı nitelikteki mal varlığı için geçerlidir. Örneğin, altın için 85 gram, gümüş için 595 gram gibi standartlar bulunmaktadır. Para, ticaret malları ve diğer zekata tabi varlıklar da bu nisap miktarına göre değerlendirilir.

Zekatın farz olması için ikinci önemli şart ise “havl” adı verilen bir kameri yılın geçmesidir. Yani, nisap miktarına ulaşan malın üzerinden bir tam yıl geçmesi gerekmektedir. Bu süre, malın istikrarını ve kişinin o mal üzerindeki mülkiyetinin devamlılığını gösterir. Eğer mal, yıl içinde nisap miktarının altına düşer ve tekrar yükselirse, yılın başlangıcı ve bitişi bu duruma göre yeniden değerlendirilebilir. Bu durum, Müslümanların zekat nasıl hesaplanır sorusuna cevap ararken dikkat etmeleri gereken temel ilkelerden biridir.

Bu iki şart, yani nisap miktarına ulaşma ve üzerinden bir yıl geçme, zekatın adil bir şekilde ve sadece gerçekten zengin sayılan kişilerden alınmasını temin eder. Böylece, zekat yükümlülüğü, malın biriktirilmesi ve çoğalmasıyla doğrudan ilişkilendirilmiş olur. Zira zekat, büyüyen, gelişen ve kazanç sağlayan mallardan verilmek üzere emredilmiştir.

Zekata Tabi Mallar Ve Temel Hesaplama İlkeleri

İslam fıkhına göre zekata tabi olan mallar çeşitli kategorilere ayrılır. Bunlar arasında altın, gümüş, nakit para, bankadaki mevduatlar, borsadaki hisse senetleri (ticari amaçlı olanlar), ticaret malları, hayvanlar (sığır, koyun, deve) ve tarım ürünleri bulunmaktadır. Her bir mal türü için farklı hesaplama yöntemleri ve oranlar mevcuttur. Ancak en yaygın olanı ve günümüzde birçok Müslümanın karşılaştığı durum, nakit para, altın, gümüş ve ticaret malları üzerindeki zekattır. Bu mallar için genellikle nisap miktarına ulaştığında ve üzerinden bir yıl geçtiğinde %2.5 oranında zekat verilmesi farzdır.

Örneğin, bir kişinin temel ihtiyaçları ve borçları düşüldükten sonra 85 gram altına eşdeğer miktarda nakit parası veya ticari malı varsa ve bu miktar bir yıl boyunca elinde kalmışsa, o kişi zekat vermekle yükümlüdür. Hesaplama yapılırken, kişinin sahip olduğu tüm zekata tabi varlıkların güncel piyasa değeri esas alınır. Ardından bu toplam değerin kırkta biri (%2.5) zekat olarak ayrılır. Bu oran, malın bereketini kaybetmeden bir kısmını ihtiyaç sahiplerine aktarmak suretiyle sosyal dengeyi sağlamayı amaçlar.

Zekatın dağıtımında ise İslam dini, belirli kişi ve kurumları işaret etmiştir. Bu mübarek ibadet, sadece malın arınması değil, aynı zamanda toplumsal dayanışma ve adalet mekanizması olarak da işlev görür. Bu nedenle, kimlere verileceği konusu, zekatın ruhuna uygun hareket etmek açısından büyük önem taşır.

Zekatın Ulaştırılacağı Hak Sahipleri

İslam fıkhına göre, zekatın verileceği sekiz sınıf insan Kur’an-ı Kerim’de açıkça belirtilmiştir. Bu sınıflar, toplumun en kırılgan kesimlerini kapsayarak, malın gerçekten ihtiyaç sahiplerine ulaşmasını temin eder. İlk olarak, fakirler ve miskinler gelir; bunlar, temel ihtiyaçlarını karşılayamayan, düzenli bir geliri olmayan veya geçim sıkıntısı çeken kişilerdir. Onlara yardım etmek, zekatın en temel amaçlarından biridir.

Bir diğer sınıf ise zekat toplamakla görevli olan amillerdir. Onların bu hizmetleri karşılığında zekattan pay almaları caizdir. Kalpleri İslam’a ısındırılmak istenen veya yeni Müslüman olmuş müellefe-i kulûb da zekat alabilir. Bu, toplumsal barışı ve birliği pekiştirme amacı taşır. Kölelerin özgürlüklerine kavuşmaları için de zekat kullanılabilir, bu da insan onuruna verilen değeri gösterir.

Ayrıca, borçlular (ğarimler) için de zekat bir kurtuluş vesilesidir. Meşru bir sebeple borçlanmış ve borcunu ödeyemeyen kişilere zekat verilebilir. Allah yolunda olanlar (fî sebîlillah) ve yolda kalmışlar (ibnü’s-sebîl) da zekatın hak sahiplerindendir. Allah yolunda olanlar genellikle ilim tahsil edenler, cihad edenler veya hayırlı bir iş için yola çıkanlardır. Yolda kalmışlar ise, memleketinde mal varlığı olsa dahi seyahat esnasında parasız kalmış kişilerdir. Bu gruplara zekatın ulaştırılması, toplumsal ve manevi yükümlülüklerin yerine getirilmesini sağlar. Unutulmamalıdır ki, zekat kimlere verilir sorusunun cevabı, İslam’ın sosyal adalet anlayışını yansıtır.

Zekatın Manevi Derinliği Ve Yaygın Yanılgılar

Zekat, sadece bir mali yükümlülük olmanın ötesinde, müminin kalbini arındıran, malını bereketlendiren ve toplumda kardeşlik bağlarını güçlendiren manevi bir ibadettir. Ancak bu kutlu ibadetin ifasında bazı yaygın yanılgılar bulunmaktadır. En sık karşılaşılan hatalardan biri, zekatın anne, baba, eş ve çocuk gibi bakmakla yükümlü olunan kişilere verilmesidir. Bu kimselere yapılan harcamalar zaten birer nafaka ve sadaka hükmünde olup, zekat olarak sayılamaz. Zekat, kişinin kendi sorumluluğunda olmayan, gerçek ihtiyaç sahiplerine ulaştırılmalıdır.

Bir diğer yanlış anlama ise, zekatın cami, okul, köprü gibi genel hayır işlerinde kullanılmasıdır. Zekatın temel gayesi, belirli kişilerin maddi eksikliklerini gidermek, onları yoksulluktan kurtarmaktır. Bu tür kamu hizmetleri için sadaka ve bağışlar kullanılabilirken, zekatın doğrudan ihtiyaç sahibi bireylere ulaştırılması esastır. Zekatın geciktirilmesi de sıkça yapılan bir hatadır. Nisap miktarına ulaşıp havl şartı gerçekleştikten sonra, zekatın en kısa sürede ödenmesi gerekir. Çünkü ihtiyaç sahiplerinin bekleyen hakları vardır ve bu hakların zamanında teslimi büyük önem taşır. Bu ibadetin doğru bir şekilde eda edilmesi, zekatın faydaları ve bereketini tam anlamıyla yaşamak için kritik öneme sahiptir.

Zekat, maldaki kirleri temizleyen, onu Allah rızasına uygun bir hale getiren ilahi bir emirdir. O, sadece bir vergi değil, aynı zamanda bir şükür ve kulluk bilincinin tezahürüdür. Malın bir kısmını ihtiyaç sahipleriyle paylaşmak, insana cömertliği, merhameti ve kanaati öğretir. Bu sayede, zengin ile fakir arasındaki uçurum azalır, toplumsal huzur ve güven artar. Zekatını veren bir mümin, malının gerçek sahibinin Allah olduğunu idrak eder ve bu bilinçle hem dünyada hem de ahirette büyük mükafatlara nail olur. Unutmayalım ki, her zekat tanesi, bir dua, bir tebessüm ve Rabbimizden gelen bir berekettir. Bu mübarek ibadetle, kalplerimiz arınır, mallarımız çoğalır ve tüm insanlık âlemi huzur bulur.

YAZAR BİLGİSİ
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.