Müzik Dinlemek Ve Enstrüman Çalmak İslam’da Caiz Midir

17.02.2026
1
Müzik Dinlemek Ve Enstrüman Çalmak İslam’da Caiz Midir

İnsan yaşamının farklı alanları gibi, ses sanatları da inananlar arasında üzerinde düşünülmüş bir konudur. İslam’ın temel kaynakları, Kur’an-ı Kerim ve Peygamber Efendimizden (sav) gelen öğretiler, bu hususta Müslümanlara bir yol göstermektedir. Bu tür işitsel deneyimlerin dini çerçevedeki yerini anlamak, kutsal metinlerin derinliğine inmekle mümkündür.

Kutsal kitabımızda doğrudan müzik kelimesi geçmez. Bununla birlikte, bazı ayetler alimler tarafından bu konuya işaret eden ifadeler olarak yorumlanmıştır. Örneğin, Lokman Suresi’nin 6. ayetinde geçen “lehv el-hadis” (boş sözler, eğlence veren şeyler) ifadesi, bazı tefsirciler tarafından müzik ve benzeri eğlenceleri kapsadığı şeklinde anlaşılmıştır. Onlara göre, bu tür boş sözler insanı Allah yolundan uzaklaştırabilir.

İsra Suresi’nin 64. ayetinde ise şeytanın insanları sesiyle saptırmasından bahsedilir. Bu ayet de bazı bilginler tarafından, belirli seslerin veya şarkıların insanı gaflete sürükleme potansiyeline dikkat çektiği şeklinde yorumlanmıştır. Bu yorumlar, sesin ve sözün insan üzerindeki etkisine dair derin bir düşünce

sunar.

Bu düşünce, İslam’ın ses ve sanata tamamen kapalı olduğu anlamına gelmez. Aksine, Kur’an’ın nazil olduğu dönemden itibaren Müslüman toplumlar, sesin ve sözün güzelliğini, ritmini ve ahenkini hayatın birçok alanında deneyimlemişlerdir. Tefsir ve hadis ilmindeki farklı yaklaşımlar, bu konunun tek bir kesin hükme bağlanmaktan ziyade, detaylı bir irdelemeyi gerektirdiğini açıkça ortaya koyar.

Hassas Bir Konu Olarak Müziğin Farklı Yorumları

İslam ilim geleneğinde, müzik ve enstrüman çalma meselesi, fakihler ve müfessirler arasında farklı görüşlerin ortaya çıkmasına neden olmuştur. İlk dönemlerden itibaren bazı alimler, yukarıda değinilen ayetlerin genel anlamını genişleterek, her türlü eğlence ve çalgıyı yasak kapsamına alırken, bir başka grup ise bu ayetlerin belirli koşullar altında ve kötü niyetle yapılan eğlenceleri hedef aldığını savunmuştur. Bu ayrım, meselenin salt bir yasak veya serbestlikten öte, insan davranışının niyeti ve etkisiyle yakından ilgili olduğunu gösterir.

Hadisler Işığında Müziğin Yerini Anlamak

Peygamber Efendimiz (s.a.v.) dönemine ait hadisler, müzik ve enstrüman çalma konusunda daha geniş bir perspektif sunar. Özellikle düğünler, bayramlar gibi sevinçli günlerde def çalınıp şarkı söylenmesine izin verildiğine dair rivayetler bulunmaktadır. Hz. Aişe validemizin naklettiği bir hadiste, bayram günü evlerinde şarkı söyleyen iki cariyenin varlığından bahsedilir ve Peygamberimizin buna müdahale etmediği, hatta “Her milletin bir bayramı vardır, bu da bizim bayramımızdır” buyurduğu rivayet edilir. Bu rivayetler, müziğin belirli bağlamlarda, sınırları aşmamak kaydıyla caiz olabileceğini düşündüren önemli delillerdir. Önemli olan, sesin ve sözün getirdiği neşenin, kişiyi Allah’ı anmaktan ve ibadetlerinden alıkoymamasıdır.

İslam’da Müziğe Bakışta Önemli Ölçütler

Müziğin İslam’daki yeri konusunda, genel kabul görmüş bazı ölçütler bulunmaktadır. Bunların başında müziğin içeriği ve niyeti gelir. Eğer müzik, ahlaki değerlere aykırı sözler içeriyorsa, harama teşvik ediyorsa veya insanı Allah’ın zikrinden, ibadetlerinden ve sorumluluklarından tamamen uzaklaştırıp gaflete sürüklüyorsa, bu tür müzik dinlemek veya icra etmek sakıncalı görülmüştür. Ancak güzel sözler içeren, ruhu dinlendiren, insanı hayra yönlendiren veya sadece meşru bir eğlence aracı olan müziklere karşı daha esnek bir tutum sergilenmiştir.

Ayrıca, müziğin icra edildiği ortam ve zaman da önemlidir. Eğlence ve coşku amacıyla çalınan müzik ile dinî merasimlerde veya manevi atmosferi güçlendirmek için kullanılan müzik arasında bir ayrım yapılabilir. İslam bilginlerinin çoğu, ruhu arındıran, kalbi incelten ve Allah’a yakınlaştıran ilahi ve kasidelerin caiz olduğu konusunda hemfikirdir. Burada anahtar kelime, müziğin kişinin kalp ve ruh dünyasına olan etkisidir.

Kalbin Huzuru İçin Müziğin Doğru Yeri

Sonuç olarak, müzik ve enstrüman çalmak konusunda İslam’ın genel yaklaşımı, niyet, içerik ve sonuç odaklıdır. Kesin ve mutlak bir yasaktan ziyade, müziğin insan üzerindeki etkisi ve kişinin onu nasıl kullandığına dair bir değerlendirme söz konusudur. Eğer müzik, insanı Allah’tan uzaklaştırıyor, kötü ahlaka sevk ediyor, israfa ve aşırılığa yol açıyorsa elbette bundan sakınmak gerekir. Ancak eğer müzik, ruhu dinlendiriyor, güzel duyguları besliyor, helal dairede neşe ve huzur veriyorsa, kalbi yumuşatıp insanı tefekküre sevk ediyorsa, bu tür bir müziğe karşı katı bir yasaklama getirmek doğru olmayacaktır.

Unutulmamalıdır ki, İslam’da her şeyin bir ölçüsü vardır ve bu ölçü, kişinin takva bilinci ve vicdanıdır. Her Müslüman, dinlediği veya icra ettiği müziğin kendi manevi hayatına nasıl bir katkı sağladığını samimiyetle sorgulamalıdır. Önemli olan, seslerin ve nağmelerin, bizleri gaflete değil, Allah’ın sınırsız kudretini ve güzelliğini daha derinden anlamaya sevk etmesidir. Kalbin huzuru, ancak Allah’ın razı olacağı işlerde bulunur ve bu huzur, müziğin de doğru bir niyetle kullanıldığında bir aracı olabilir.

YAZAR BİLGİSİ
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.